İslam dininin peygamberi olan Hazreti Muhammed'in (sav) doğum gecesi aynı zamanda Hicrî Rebiul-evvel ayının onikinci gecesidir. Klasik dönemde (Asr-ı Saadet ve Dört Halife Dönemi) kandiller yer almadığı için geçmişi pek eskiye dayanmamaktadır.
Mevlid, "doğum zamanı" demektir. İslam'da Hazreti Muhammed'in doğum günü farklı mezheplerden kutlanır. Sünnilerde Rebiul-evvel ayının 11.sinden 12.sine bağlayan gece, Şiiler 17. günü Mevlid günü ve 17'ye dönen geceyi de Mevlid Gecesi olarak adlandırırlar.
Bu iki tarih arasındaki haftayı da Vahdet Haftası ilan etmişlerdir.
Kandil Geceleri İslam'ın ilk zamanlarında var olan bir adet olmayıp, hicrî 3. asırdan itibaren kutlanmaya başlanmıştır. Türkiye'de Osmanlı Devleti padişahı II. Selim'den itibaren bu kutlama gün ve gecelerinde, minarelerde kandil yakılmasıyla birlikte kandil adını almıştır.
Allah Rasülünü Tanıyalım;
Doğumu;
Fil Yılında, Fil Vakasından 50 gün sonra, Rebiullevvel ayinin on ikisinde Pazartesi günü, Miladi 571 yılı yirmi Nisan pazartesi günü Mekke de dünyaya gelmiştir.
Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi Wesellem'in babası Abdullah, az zaman önce vefât etmiş olduğundan, annesi Hz.Âmine hiç zahmet çekmeden dünyâya getirdiği bu nur topu çocuğu, dedesi Abdulmuttalib'e müjdeleyince, bahtiyar dede torununun doğumuna pek sevindi. Hemen bir ziyâfet vererek O'na isim koydu.
Kureyş uluları; "Bu ziyâfete sebep olan çocuğa ne isim koydun?" diye sorduklarında,
Abdulmuttalib; "Muhammed ismini verdim." dedi.
Onlar; "Ecdâdında olmayan bu ismi vermekten muradın nedir?" diye sorunca,
Abdulmuttalib; "Umarım ki O'nu yerde halk, ulvîlikler âleminde Hakk pek çok övecek" diye cevap verdi. (Zîra, Muhammed; «pek çok hamd-ü senâ olunmuş kimse» mânâsına gelmektedir.)
Diğer İsimleri;
Ahmed, Mahi, Haşir, Akıb, Mukaffi, Nebiyyurrahme, Nebiyyuttevbe, Nebiyyulmelahim, Şahid, Mübeşşir, Bedr, Dahuk, Kattal, Mütevekkil, Fatih, Emin, Hatem, Mustafa, Resul, Nebi, Ummi, Kusem’dir.
Nesebi;
İslam kaynaklarında, Hz. Peygamber'in nesebi Hz. Âdem’e kadar sıralanan Şecere tabloları ile belirlemişlerdir. Bu kaynaklarda Hz. Peygamber'in yirminci göbekten atası olan Adnan'a kadar ittifak edilmiş, ancak Adnan'dan sonra verilen isimlerde bazı farklılıklar ortaya çıkmıştır. Ama O'nun Hz. İbrahim'in oğlu Hz. İsmail soyundan olduğunda şüphe yoktur. Buna göre Adnan'a kadar Rasûlullah'ın şeceresi şöylece sıralanır: Muhammed b. Abdullah b. Abdülmuttalib b. Hâşim b. Abdümenâf b. Kusayy b. Kilâb b. Mürre b. Ka'b b. Lüeyy b. Gâlib b. Fihr b. Mâlik b. En-Nadr b. Kinâne b. Huzeyme b. Müdrike b. İlyas b. Mudar b. Nizâr b. Me'add b. Adnan.
Babası;
Abdullah (Hz. Peygamber'in doğumundan iki ay kadar önce babası ticarî bir seferden dönüşünde Yesrib (Medine)'de vefat etmişti.)
Annesi;
Amine (Annesi, Kureyş Kabilesinin kollarından Benû Zühre'nin reisi Vehb b. Abdümenaf'ın kız olup,Peygamberimiz 6 yaşında iken vefat etmiştir.
Süt anneleri;
Annesi Amine (3 gün veya 7 gün ), Ebu Leheb'in cariyesi Süveybe (süt anneye verilinceye kadar), Hevâzin kabilesinin kollarından Benû Sa'd'a mensup Halîme bint Ebî Züeyb, uzun süre Hz. Peygamber'e süt emzirmiştir.
Peygamberimizin Süt kardeşleri;
Süveybeden dolayı (Hz.Hamza,Ebu Seleme b. Abdülesed),Halime Hatun’dan dolayı (Abdullah bç Haris,Üneyse binti Haris,Şeyma binti Haris dir.)
Peygamberimizle aynı yıl doğanlar; Ashabtan Kabas b. Eşyem ve Kays bin Mahreme
Süt anneye veriliş sebebi;
Mekke eşrafı tarafından Mekke'nin ağır ve sıcak havası çocukların gelişimine ve sağlıklarına zararlı görülüyor; ayrıca hac münasebetiyle her kesimden insanla temas halinde bulunan Mekke'de Arap dili, yabancı tesirler altında kalabildiğinden, fesahat ve belâğata önem veren Mekkeliler çocuklarının dili öğrendikleri ilk yıllarının Arapçanın saf ve bozulmamış şekliyle ve olanca fesahat ve belâgatıyla arı duru konuşulduğu badiyelerde geçmesini gerekli görüyorlardı. Bu bakımdan Araplar arasında fasih Arapçaları ile ün yapmış Benû Sa'd kabilesi arasında yaklaşık ilk iki buçuk yılını geçiren Hz. Peygamber, ileride üstleneceği ilâhî risâlet görevi için hem bedenen, hem de ruhen burada hazırlanmış oluyordu.
Peygamberin doğduğu gecede vuku bulan bazı hadiseler;
1-Peygamberimiz, Anadan Sünnetli ve göbeği kesik olarak doğdu.
2-Peygamberimiz doğarken, çocukların yere düştükleri gibi düşmeyip ellerini, yere dayamış başını semaya kaldırmış olarak doğdu.
3- Allah Rasülü doğduğu gece, bir yıldız doğmuş ve bilginler, bu yıldızın doğduğu gece, Ahmed doğmuştur dediler. Birçok Yahudi Âlimi Tevrat tan inceleme ile peygamberimizin bu gecede doğduğunu yakınlarına bildirmişlerdir.
4- O gece, devrin en büyük devleti Kisrâ'nın sarayında, mimarların mühendislerin yıkılmaz diye rapor verdiği ondört sütun yıkılmıştır.
5-O gece, İranlıların (Mecusilerin), bin yıldan beri hiç sönmeden yanan tapındıkları Atesgedeleri söndü.
6-O gece, Save Gölü kurudu.
7-O gece, Sema ve Vadisini su bastı. Iran Sahi, Arapların ülkesini istila edeceğini rüyasında gördü ve telaşa düştü.
8-O gece, Müşriklerin Kâbe üzerine koymuş oldukları putlar devrilip kırıldı. Onların, hâşâ, Allah diye tapındıkları putları küp kırığına dönmüştü.
Evet bütün bunlar çok mühim şeylere işâret ve beşâretti. Çünkü, Hak gelmiş, bâtıl zâil olmuştu. Hakkı telkin ve tebliğ edecek olan Kâinâtın Efendisi, Peygamberler Peygamberi, Fahri âlem, Muhammed'ül Mustafa (Sallallahu Aleyhi Wesellem) doğmuştu.
Gerçekten de ilerde İran'ın saltanatı yıkılacak, Bizans İmparatorluğu dağılacak, putperestlik sönecek, küfrün bataklığı kuruyacaktı.