Giriş yapmadınız.

dervis *

Misafir

1

Friday, February 3rd 2012, 9:51am

Mevlit Kandili Nedir ve Nasıl İhya Edilir.

İslam dininin peygamberi olan Hazreti Muhammed'in (sav) doğum gecesi aynı zamanda Hicrî Rebiul-evvel ayının onikinci gecesidir. Klasik dönemde (Asr-ı Saadet ve Dört Halife Dönemi) kandiller yer almadığı için geçmişi pek eskiye dayanmamaktadır. Mevlid, "doğum zamanı" demektir. İslam'da Hazreti Muhammed'in doğum günü farklı mezheplerden kutlanır. Sünnilerde Rebiul-evvel ayının 11.sinden 12.sine bağlayan gece, Şiiler 17. günü Mevlid günü ve 17'ye dönen geceyi de Mevlid Gecesi olarak adlandırırlar. Bu iki tarih arasındaki haftayı da Vahdet Haftası ilan etmişlerdir. Kandil Geceleri İslam'ın ilk zamanlarında var olan bir adet olmayıp, hicrî 3. asırdan itibaren kutlanmaya başlanmıştır. Türkiye'de Osmanlı Devleti padişahı II. Selim'den itibaren bu kutlama gün ve gecelerinde, minarelerde kandil yakılmasıyla birlikte kandil adını almıştır. Allah Rasülünü Tanıyalım; Doğumu; Fil Yılında, Fil Vakasından 50 gün sonra, Rebiullevvel ayinin on ikisinde Pazartesi günü, Miladi 571 yılı yirmi Nisan pazartesi günü Mekke de dünyaya gelmiştir. Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi Wesellem'in babası Abdullah, az zaman önce vefât etmiş olduğundan, annesi Hz.Âmine hiç zahmet çekmeden dünyâya getirdiği bu nur topu çocuğu, dedesi Abdulmuttalib'e müjdeleyince, bahtiyar dede torununun doğumuna pek sevindi. Hemen bir ziyâfet vererek O'na isim koydu. Kureyş uluları; "Bu ziyâfete sebep olan çocuğa ne isim koydun?" diye sorduklarında, Abdulmuttalib; "Muhammed ismini verdim." dedi. Onlar; "Ecdâdında olmayan bu ismi vermekten muradın nedir?" diye sorunca, Abdulmuttalib; "Umarım ki O'nu yerde halk, ulvîlikler âleminde Hakk pek çok övecek" diye cevap verdi. (Zîra, Muhammed; «pek çok hamd-ü senâ olunmuş kimse» mânâsına gelmektedir.) Diğer İsimleri; Ahmed, Mahi, Haşir, Akıb, Mukaffi, Nebiyyurrahme, Nebiyyuttevbe, Nebiyyulmelahim, Şahid, Mübeşşir, Bedr, Dahuk, Kattal, Mütevekkil, Fatih, Emin, Hatem, Mustafa, Resul, Nebi, Ummi, Kusem’dir. Nesebi; İslam kaynaklarında, Hz. Peygamber'in nesebi Hz. Âdem’e kadar sıralanan Şecere tabloları ile belirlemişlerdir. Bu kaynaklarda Hz. Peygamber'in yirminci göbekten atası olan Adnan'a kadar ittifak edilmiş, ancak Adnan'dan sonra verilen isimlerde bazı farklılıklar ortaya çıkmıştır. Ama O'nun Hz. İbrahim'in oğlu Hz. İsmail soyundan olduğunda şüphe yoktur. Buna göre Adnan'a kadar Rasûlullah'ın şeceresi şöylece sıralanır: Muhammed b. Abdullah b. Abdülmuttalib b. Hâşim b. Abdümenâf b. Kusayy b. Kilâb b. Mürre b. Ka'b b. Lüeyy b. Gâlib b. Fihr b. Mâlik b. En-Nadr b. Kinâne b. Huzeyme b. Müdrike b. İlyas b. Mudar b. Nizâr b. Me'add b. Adnan. Babası; Abdullah (Hz. Peygamber'in doğumundan iki ay kadar önce babası ticarî bir seferden dönüşünde Yesrib (Medine)'de vefat etmişti.) Annesi; Amine (Annesi, Kureyş Kabilesinin kollarından Benû Zühre'nin reisi Vehb b. Abdümenaf'ın kız olup,Peygamberimiz 6 yaşında iken vefat etmiştir. Süt anneleri; Annesi Amine (3 gün veya 7 gün ), Ebu Leheb'in cariyesi Süveybe (süt anneye verilinceye kadar), Hevâzin kabilesinin kollarından Benû Sa'd'a mensup Halîme bint Ebî Züeyb, uzun süre Hz. Peygamber'e süt emzirmiştir. Peygamberimizin Süt kardeşleri; Süveybeden dolayı (Hz.Hamza,Ebu Seleme b. Abdülesed),Halime Hatun’dan dolayı (Abdullah bç Haris,Üneyse binti Haris,Şeyma binti Haris dir.) Peygamberimizle aynı yıl doğanlar; Ashabtan Kabas b. Eşyem ve Kays bin Mahreme Süt anneye veriliş sebebi; Mekke eşrafı tarafından Mekke'nin ağır ve sıcak havası çocukların gelişimine ve sağlıklarına zararlı görülüyor; ayrıca hac münasebetiyle her kesimden insanla temas halinde bulunan Mekke'de Arap dili, yabancı tesirler altında kalabildiğinden, fesahat ve belâğata önem veren Mekkeliler çocuklarının dili öğrendikleri ilk yıllarının Arapçanın saf ve bozulmamış şekliyle ve olanca fesahat ve belâgatıyla arı duru konuşulduğu badiyelerde geçmesini gerekli görüyorlardı. Bu bakımdan Araplar arasında fasih Arapçaları ile ün yapmış Benû Sa'd kabilesi arasında yaklaşık ilk iki buçuk yılını geçiren Hz. Peygamber, ileride üstleneceği ilâhî risâlet görevi için hem bedenen, hem de ruhen burada hazırlanmış oluyordu. Peygamberin doğduğu gecede vuku bulan bazı hadiseler; 1-Peygamberimiz, Anadan Sünnetli ve göbeği kesik olarak doğdu. 2-Peygamberimiz doğarken, çocukların yere düştükleri gibi düşmeyip ellerini, yere dayamış başını semaya kaldırmış olarak doğdu. 3- Allah Rasülü doğduğu gece, bir yıldız doğmuş ve bilginler, bu yıldızın doğduğu gece, Ahmed doğmuştur dediler. Birçok Yahudi Âlimi Tevrat tan inceleme ile peygamberimizin bu gecede doğduğunu yakınlarına bildirmişlerdir. 4- O gece, devrin en büyük devleti Kisrâ'nın sarayında, mimarların mühendislerin yıkılmaz diye rapor verdiği ondört sütun yıkılmıştır. 5-O gece, İranlıların (Mecusilerin), bin yıldan beri hiç sönmeden yanan tapındıkları Atesgedeleri söndü. 6-O gece, Save Gölü kurudu. 7-O gece, Sema ve Vadisini su bastı. Iran Sahi, Arapların ülkesini istila edeceğini rüyasında gördü ve telaşa düştü. 8-O gece, Müşriklerin Kâbe üzerine koymuş oldukları putlar devrilip kırıldı. Onların, hâşâ, Allah diye tapındıkları putları küp kırığına dönmüştü. Evet bütün bunlar çok mühim şeylere işâret ve beşâretti. Çünkü, Hak gelmiş, bâtıl zâil olmuştu. Hakkı telkin ve tebliğ edecek olan Kâinâtın Efendisi, Peygamberler Peygamberi, Fahri âlem, Muhammed'ül Mustafa (Sallallahu Aleyhi Wesellem) doğmuştu. Gerçekten de ilerde İran'ın saltanatı yıkılacak, Bizans İmparatorluğu dağılacak, putperestlik sönecek, küfrün bataklığı kuruyacaktı.

Reklamcı

Misafir

Reklam


dervis *

Misafir

2

Friday, February 3rd 2012, 9:52am

Ashap’dan Rasülüllah sevgisi örnekleri; İbni İshak'ın bildirdiğine göre; Ensar'dan bir kadın Uhut harbinde kocasını, babasını, kardeşlerini kaybeder. Yâni hepsi şehid olurlar. Bu durum kendisine duyurulunca, şöyle sorar: "Allah Rasûlü Sallallahu Aleyhi Wesellem nasıldır?". Eshab derler ki: "Allah Rasûlü sıhhattedir." "Bana gösterin, O'nu göreyim." dedi ve nihâyet gördü. O'nun hayatta olduğunu görünce tatmin oldu ve şöyle dedi: "Bütün musîbetler, O hayatta olduğu için küçük sayılır." Rasûlüllah'ın Sevban adında bir hizmetçisi vardı. Allah Rasûlü Sallallahu Aleyhi Wesellem'i o kadar çok severdi ki O'na hiç sabredemezdi. Yâni, O'nsuz hiç yaşayamazdı. Bir gün, Rasûlüllah Sallallahu Aleyhi Wesellem'e hüzün içinde, çok üzgün bir halde geldi. Rasûlüllah Sallallahu Aleyhi Wesellem O'na hâlini sordu. Sevban şöyle cevap verdi: "Ey Allâh'ın Rasûlü! Hiçbir yerim ağrımıyor, yalnız sizi birkaç gündür göremedim. Size karşı içim doldu. Sizi çok özledim. Âhirette sizin yerinizin, ûlvi bir yer olması hasebiyle, orada sizden uzak kalacağımdan korktum. Ayrılık korkusu beni bu hâle düşürdü". Bu esnâda, Allâhü Teâlâ şu âyeti indirdi: "Kim Allâh'a ve Peygamber Sallallahu Aleyhi Wesellem'e itâat ederse, işte onlar; Allâh'ın kendilerine nimetler verdiği peygamberlerle, sıddıklarla, şehidlerle, iyi adamlarla beraberdirler. Onlar ne iyi arkadaştır". Bu Âyeti Kerîme gelince kederi gitti ve sıhhati eski hâline döndü. Hz.Bilâl'ın ölümü yaklaşınca âilesi ve çocukları çok üzülüyorlardı ve üzüntülerini «Ne büyük felâket» diye açıklıyorlardı. Halbûki, Hz.Bilâl ise şöyle diyordu: "Ne güzel lûtuf. Yarın, Allâh'ın sevgilisi Muhammed (Sallallahu Aleyhi Wesellem) ve O'nun Eshâbıyla beraber olacağım." İmânın tatlılığı ve muhabbetin önemi hakkında Fahri Kâinât Efendimiz Sallallahu Aleyhi Wesellem şöyle buyuruyorlar: "Üç şey kimde bulunursa, îmânın tadını tam olarak alır; Allah ve O'nun Rasûlü'nü herşeyden daha fazla sevmek, İnsanları ancak Allah için sevmek, Cehenneme girmeği kötü gördüğü gibi küfre dönmeği de öyle kötü görmek." Yarabbi bizlerin Rasülüllah Sallallahu Aleyhi Wesellem'e sevgisini ashabın sevgisi gibi kıl...(Amin) Bu geceyi nasıl ihya edebiliriz; Bu geceye özel herhangi bir namaz ve ibadet yoktur. Fakat sünnet olan, müstehap olan uygulamalarla geceyi değerlendirebiliriz. Tövbe etmeliyiz; Abdullah b. Mesûd (r.a.) şöyle anlatır: Ben, Abdullah hasta iken onu ziyaret etmek maksadıyle yanına girdim. Kendisi bize biri kendinden, biri de Allah Resulü'nden olmak üzere iki hadis söyledi: Allah Resulü'nü (a.s.) şöyle buyururken işittiğini söyledi: "Muhakkak Allah mümin kulunun tevbesi sebebiyle şu kimseden daha fazla sevinir: Öyle bir kimse ki çorak bir arazide devesi ile birlikte bulunuyor. Devesinin üzerinde yiyeceği ve içeceği vardır. Derken uyuya kalır. Uyandığında bir de bakar ki devesi gitmiş. Devesini aradı. Nihayet kendisine şiddetli bir susuzluk erişti. Sonra kendi kendine: Artık ben ilk bulunduğum yere döneyim de orada ölünceye kadar uyuyayım dedi. Gitti, ölmek üzere başını kolunun üzerine koydu. Bir aralık uyandı. Bir de baktı ki devesi yanıbaşında. Bütün azığı, yiyeceği ve içeceği de devenin üzerinde! İşte Allah mümin kulunun tevbesine bu kimsenin devesini ve azıklarını bulması anındaki sevincinden daha fazla sevinir." Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 4929 Hamdele getirebiliriz; "Ibrâhîm -aleyhisselâm- Rabbıne suâl edip: Ey Rab-bim, sana hamdedenin mükâfatı nedir? Allah Teâlâ Cevaben buyurdu ki: Hamd, şükrün anahtarıdır, şükür onunla beraber Rabbü'l-âlemînin Arşına yükselir " İb-râhîm tekrar suâl edip: Ey Rabbim! Seni tesbîh edenin mükâfatı nedir? Allah Teâlâ Cevaben: "Tesbîhin aslının ne demek olduğunu âlemlerin Rabbi Allah bilir " Kim Hamd ederim Allah'a ki, her şey O'nun azameti önünde küçük kalmıştır Hamdederim Allah'a ki her şey O'nun izzeti karşısında zelîldir Hamd ederim Allah'a ki her şey O'nun mülk ü saltanatına boyun eğmiştir Hamd ederim Allah'a ki, her şey O'nun kudretine teslîm olmuştur," derse ve bunu ancak Allah'ın indindekini taleb ederek söylerse Allah ona milyon hasene yazar, derecesini bin kat yüceltir, kıyamet gününe kadar ona istiğfar etmeleri için yetmiş bin melek vazifelendirir " Salavat getirebiliriz; Resulullah sallallahü aleyhi ve sellemin ismini işitenin ömründe bir defa salevat getirmesi farz, okuyunca, yazınca, söyleyince, işitince ilkinde söylemek vacip, tekrarında müstehaptır. (Redd-ül Muhtar) Şefaatime en layık olan, bana en çok salevat okuyandır. [Tirmizi] Kıyamette bana en yakın olan, en çok salevat getirendir. [Tirmizi] Sabah-akşam on salevat getiren, kıyamette şefaatime kavuşur. [Taberani] Cuma günü ve gecesi çok salevat getirene şefaat ederim. [Beyheki] Günde yüz salevat okuyan, kıyamette şehidlerle beraber olur. [Taberani] Günde bin salevat okuyan, Cennetteki yerini görmeden ölmez. [İbni Şahin] Dua perdelidir. Bana salevat getirilince, perdeler yırtılır, dua kabul olur. [Taberani Kur’anı Kerim Okuyabiliriz; Ebu Saidi'l-Hudrî radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalatu vesselâm buyurdular ki: "Kur'an ehli (yani onu okuyan, onunla amel eden) cennete girdiği vakit, kendisine: "Oku ve yüksel!" denilir. O da okur ve yükselir. Her ayet için bir derece verilir. Böylece o bildiği ayetleri sonuna kadar okur (ve her biri için bir derece alır)." Hz. Ali radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "İlaçların en hayırlısı Kur'ân'dır." Namaz Kılabiliriz; Kaza namazı kılınabilir. Kılamadığımız geçmiş farz namazların kazasını kılabiliriz. Nafile namaz kılınabilir; Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Bilâl’e: “Bilâl! Müslüman olduktan sonra yaptığın ibadetler arasında en fazla sevap beklediğin hangisidir? Çünkü ben cennette, senin ayakkabılarının tıkırtısını önümde duydum” diye sordu Bilâl de: - Gece veya gündüz abdest aldıktan sonra bu abdestle kılabildiğim kadar namaz (nafile namaz) kılarım En fazla sevap beklediğim ibadet budur, dedi Buhârî, Teheccüd 17, Tevhîd 47; Müslim, Fezâilü’s-sahâbe 108 Tesbih namazı kılınabilir; Tesbih namazı hakkında Kur’an’da geçen herhangi bir ayet yoktur; ancak bu namaz hakkında Resûlüllah Efendimiz’den (s.a.v.), Hazret-i İkrime‘den ve o da Hazret-i İbn Abbas‘tan (r.anhüm) rivâyet etmişlerdir ki, Resûlü Ekrem Efendimiz (s.a.v.) muhterem amcaları Hazret-i Abbas‘a (r.a.) hitaben Tesbih Namazı ile alakalı dikkat çekici şu tavsiyelerde bulunmuşlardır: “Ey Abbas! Amcacığım! Sana bir şey vereyim mi, sana bir bağışta bulunayım mı? Sana bir özellik tanıyayım mı? Sana on haslet ölçüsü vereyim mi? Sen bu on hasleti yerine getirdiğin zaman, Allah senin geçmiş ve gelecek, eski ve yeni, bilerek veya bilmeyerek yaptığın, gizli veya aşikâr yapılan, küçük büyük bütün günahlarını affeder, bağışlar. Bu on haslet şunlardır: “Dört rek’at namaz kılarsın, her rek’atında Fatiha suresini ve başka bir sure okursun. Birinci rek’atta kıraatı bitirdikten sonra, ayakta iken on beş defa: ‘Sübhânellâhi velhamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhü vellâhü ekber (velâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azıym)’ dedikten sonra rükua varırsın ve aynı tesbihi on defa rükûda söylersin. Sonra başını kaldırıp, ayakta on defa söylersin. Sonra secdeye gider on defa orada söylersin. Birinci secdeden sonra iki secde arasındaki oturuşta on defa söylersin. İkinci secdeye vardığında yine on defa ve başını secdeden kaldırınca da on defa söylersin. Böylece bir rek’atta yetmiş beş defayı tamamlamış olursun. “Ey amcacığım! Eğer güç yetirebilirsen, her gün bu namazı bir defa kılarsın. Buna güç yetiremediğin takdirde, her cuma bir defa kılmaya çalışırsın. Bunu da yapamazsan, her sene bir defa kılmaya çalış. Bunu da yapamazsan hiç olmazsa ömründe bir defa olsun kıl.” (Tirmizi) Ve dua; Bu gece rabbimizden her şey isteyebiliriz. Çünkü o bizden her zaman istememizi istiyor. “Kullarım sana, beni sorduğunda (söyle onlara): Ben çok yakınım. Bana dua ettiği vakit dua edenin dileğine karşılık veririm. O halde (kullarım da) benim davetime uysunlar ve bana inansınlar ki doğru yolu bulalar.” (Bakara Suresi–186. Ayet) Peygamberimizin Ekseriyetle Yaptığı Dua "Ey kalpleri çekip çeviren Rabbim! Kalbimi dînin üzere sâbit kıl." (Tirmizî, Deavât, 85. ) Resulün Dilinden Son Bir Dua İle Konumuzu Noktalıyoruz: "Ya Allah! Sen benim Rabbimsin. Senden başka ilâh yoktur. Beni sen yarattın ve ben senin kulunum. Ve ben iman ve ubudiyetimde gücüm yettiği kadar senin ahdi misakın üzereyim. Ya Rabbi! Yaptıklarımın şerrinden sana sığınırım: Ve senin bana inam ve ihsan ettiğin nimetleri ikrar ve itiraf ederim. Kendi kusur ve günahlarımı da ikrar ve itiraf ederim. Ya Rabbi! Sen beni af ve mağfiret eyle. Zira senden başkası günahları af ve mağfiret edemez." âlıntı...

halimeerkan

Orta Düzey

Mesajlar: 321

Konum: ESKİŞEHİR

Meslek: ECZANE TEKNİSYENİ

Seviye: 33 [?]

Tecrübe: 495,065

Sonraki Seviye: 555,345

  • Özel mesaj gönder

3

Friday, February 3rd 2012, 10:05am

aro abi emegine saglık