Giriş yapmadınız.

ZiNNuR

Moderatör

  • Konuyu başlatan "ZiNNuR"

Mesajlar: 1,057

Konum: ...gurbet gurbet gurbet...

Seviye: 41 [?]

Tecrübe: 2,436,554

Sonraki Seviye: 2,530,022

  • Özel mesaj gönder

1

Monday, January 23rd 2012, 2:17pm

Eslerin islam a gore birbirleri uzerindeki haklari nelerdir?

Eslerin islam a gore birbirleri uzerindeki haklari nelerdir?



Bu soruya cevaplar ariyoruz paylasimda bulunmak isteyen varsa buyrusun yazssin kaynak da belirtirseniz cok makbule gecektir. simdiden tesekkurler... aro
Ey insan Kafdağı kadar yüksekte olsan da kefene sığacak kadar küçüksün. Unutma her şeyin bir hesabı var; üzdüğün kadar üzülürsün



Nereye gittiğini bilen adama bütün dünya yol verir.

Reklamcı

Misafir

Reklam


Hilkati nur

Orta Düzey

Mesajlar: 981

Seviye: 39 [?]

Tecrübe: 1,469,181

Sonraki Seviye: 1,757,916

  • Özel mesaj gönder

2

Monday, January 23rd 2012, 6:11pm

İslamda Kadının Kocası Üzerindeki Hakları



Kadın da tıpkı erkek gibi doğar, erkek gibi insan yavrusudur. Şefkatte ve hediyede aralarını ayırırlarsa, anne baba sorumlu olurlar. Peygamberimiz (s.a.v.)'in vasiyyetini gözetmemiş olarak şefaatten mahrumiyeti hak ederler. Cahiliyyet duygularının insanlarda zaman zaman depreşeceğini bildiği için, Efendimiz (s.a.v.) kız çocuklarının, eğitimini özellikle vurgular ve "üç, iki, hattâ bir kız çocuğunu, haklarını koruyarak yetiştiren babanın, Cennette kendisiyle beraber olacağını" (Ibn Mâce, edeb: 3) buyurur.

Çocuğun kız doğmasında da erkekte olduğu gibi, "şükür" olarak "akîka" kurbanı kesilir. Ismi güzel verilir, zorunlu eğitimi yaptırılır. Gerekli cinsel bilgileri anneden alır. Kur'ân'da ve Sünnette ilme teşvik eden hiç bir nas, kadınları bundan ayırmaz. Evlenirken ağırlığını koyar, damat adayından istediği kadar "mihir" alır. Mihir onun Allah tarafından belirlenmiş en tabii hakkı ve hayat garantisidir. Harcama sahası, meşru çerçevede tamamen kendi iradesine bağlıdır.


Aile reisliğini adilane yapmak:
Erkek, üstlendiği büyük sorumluluğun bir karşılığı olmak üzere aile reisliği makamına oturur. Çünkü o, bedenen daha kuvvetlidir ve aileyi idare etmek için daha güçlüdür. Kadın, tıpkı gül gibidir; gül, yakıcı güneşe, rüzgâra ve kasırgaya dayanamadığı gibi kadın da, ağır ve yıpratıcı sorumluluklara dayanamaz.
Şu bir gerçek ki: Devletlerde, milletlerde, iş yerlerinde, ailelerde huzurun sağlanabilmesi için, son sözü bir kişinin söylemesi lazımdır. Her kafadan bir ses çıkarsa huzur olmaz. ALLAH Teâlâ:
“Erkekler kadınlar üzerine hâkimdirler, kadınların yöneticisi ve koruyucusudurlar. O sebeple ki, ALLAH onlardan kimini bazı hususlarda, kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından harcama yapmakta, infak etmektedirler…” (Nisa suresi: 34)
“…Kadınların da ödevlerine denk belli hakları vardır. Ancak erkekler, kadınlara göre aile reisliğinden ibaret olan bir derece üstünlüğe sahiptirler. ALLAH azîzdir, hakîmdir.” (Bakara sûresi: 228)
Âyet-i kerimeleri ile ailede son sözü söylemeyi erkeğe vermiş, erkekleri kadınlar üzerine hâkim kıldığını bildirmiştir.
İslâm’da aile dirliği kocanın hâkimiyetine dayandırılmıştır. Ayet-i kerime, ailede erkeğin reisliğini esas kılmıştır. Ama bunu nafaka temin etme sebebine bağlamıştır. Nafakanın temini itaati gerektiren bir hukuk getirmektedir.
Erkeklerin maddi ve manevi özellikleri ile ekonomik rolleri onların aile reisi olmalarını tabiî kılmıştır. Aile küçük bir toplumdur. Toplum düzenle yaşar. Düzen ise bir reisi, bir idareciyi zaruri kılar. İslâm’da devlet başkanından aile reisine kadar her idareci ilâhî talimata göre hareket etmek, yönetmek mecburiyetindedir; şu halde onlara itaat bu talimata itaat demektir.
Bunun için kadın, düşüncesini söylemeli fakat son sözü kocasına bırakmalıdır. Erkek yanlış bile yapsa, dine uygun yapıldığı için, ALLAH Teâlâ o işin neticesini hayra çevirir. Evde senin dediğin, benim dediğim olacak kavgası olursa o evde huzur olmaz.

2- Diktatörlükten sakınmak:
Erkek, her ne kadar ailenin reisi ise de, gelişigüzel emir ve yasaklamada bulunmaktan sakınmalıdır; eşinin ve çocuklarının görüşlerini dikkate almalı, evin idaresinde, onun fikrini sormalıdır. Kendini beğenmişlik ve yersiz sıkmalar, ailede diktatörlük düzeninin hâkim olmasına sebep olur; sağlıklı aile ilişkilerine ve çocukların doğru biçimde eğitilmesine zarar verir. Erkeğin aile müdüriyetinde başarılı olması, ancak aile fertlerinin gönüllerine taht kurmasıyla mümkündür.


3- Hanımıyla güzel geçinmek, onu himaye etmek ve onunla kaynaşmak:
Erkek, kadına son derece şefkatli ve iyi muamele yaparak ailenin huzur ve geçimini sağlamalıdır. Eve geldiği zaman güler yüzle selâm verip tatlı dil ile hal hatır sormalıdır. Cenab-ı Hak şöyle buyurur:
“Onlarla yani hanımlarınızla iyi geçinin. Eğer kendilerinden hoşlanmadınızsa, olabilir ki bir şey hoşunuza gitmez de, ALLAH Teâlâ ondan bir çok hayır takdir etmiş bulunur.” (Nisa Suresi: 19)
Ebû Hureyre (r.a.)’den rivayete göre Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz:
“Muminlerin iman bakımından en mükemmeli, ahlâkı en güzel olanıdır ve sizin en hayırlınız da, hanımlarına karşı ahlâk bakımından hayırlı olanınızdır.” Tirmizî, Radâ: 11, No: 1162, 3/457; Ebu Dâvud, Sünnet: 16, No: 4682 buyurdu.
Hz. Ali (r.a.)’den rivayete göre Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz:
“Sizin en hayırlınız, hanımına karşı en hayırlı olanınızdır. Ben de hanımıma karşı sizin en hayırlı olanınızım. Kadınlara ancak kerim olanlar ikram, kötü olanlar da ihanet eder.” (Muslim; Birr 149) buyurdu.

Ebû Hureyre (r.a.)’den rivayete göre Rasûlullah (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurdu:
“Bir mu’min erkek, bir mu’min kadına buğzetmesin! Çünkü onun bir huyunu beğenmezse, bir başka huyunu beğenir.” (Muslim, Rada’: 61, No: 1469)

Bazı yörelerde erkeğin karısına karşı nazik davranması kılıbıklık olarak değerlendirildiği için iyi davranışlar hep kadınlardan beklenmiş; sertlik, kabalık ve kendi başına buyruk olma erkeklerin tabii hakkı gibi sayılmıştır. Hâlbuki İslâmiyet, erkeklerin eşlerine karşı hoşgörülü olmalarını, kaba ve sert davranışlardan sakınmalarını istemiştir!!








İslamda Erkeğin; Karısı Üzerindeki Hakları



1- Kanaatkarlık:
Çünkü kanaatkar olmak kalp rahatlığının sebebidir. Bir kadın arsızlık ve açgözlülük ederek efendisini, kendisinden ve evinden soğutmaktan sakınmalıdır. Kanaat; kafi gelecek miktar ile yetinmek tamahkarlık etmemek demektir.

2- itaatli olmak:
Peygamberimiz (s.a.v.)" bir kadın kocası kendisinden memnun olarak ölürse cennete girer." buyurmuşlardır.

3- Temiz olmak:
Kocanın göreceği yerlere itina ile dikkat etmek ve temizlemek. Bilinmelidir ki, güzellik ve temizliği getiren şeylerin en güzeli sudur. Daima güzel kokular sürünmeli.

4- İhtiyaçların karşılanması:
Kocanın yemek yiyeceği vakte dikkat etmek. Uyku saatini geçirmeme. Kocanın adeti nasılsa o zamanlarda yemek ve yatağını hazırlamak.

5- Malını korunmalı:
Kocanın mal ve eşyasını korumak, çünkü mal ve eşyayı korumak iş bilmekten geçer.

6- Akrabaya saygılı olmalı:
Kocanın akrabasına ve yakınlarına hürmet etmek. Çünkü kadının kocanın akrabasına ve yakınlarına hürmet etmesi, güzel idare ve tedbirden ileri gelmektedir.

7- Sırrını saklamalı:
Kadın kocasından edindiği sırrını hiç kimseye duyurmaması. Eğer duyuracak olursa kocasının itimadını kaybeder. kadında ondan emin olamaz.

8- Saygı ve hürmetli olmalı:
Kocanın emrini yerine getirmek. ona karşı çıkmama ve asi olmamak. Eğer ona karşı gelecek olunursa onu kendine kinlendirip düşman yapma ihtimali yüksektir. Ayrıca bir koca hanımını istediği şeye zorlaması da caiz değildir ve kadın bu gibi şeyleri dinen yapmak zorunda değildir.


9- Aile içinde karı kocanın görev paylaşması:
İslamda aile, korunması gereken kutsalların başında yer alır. Bu sebeple aile başı boş bırakılmamış, bireylerini koruyacak biri aile reisi olarak en başta sorumlu tutulmuştur. Bu sorumlu kimse, sözünü dinletecek güç ve kuvvette olmalı ki,ailede haddi aşanları meşruluk çizgisinde muhafaza edip sözünü dinletebilsin.. Bu da aile içinde etkisini herkese kabul ettirecek güçte olan baba ve koca olacaktır.. İslam’da ailenin bu reisi, başına buyruk kimse değildir. Tam aksine reisi olduğu ailenin sorumluluklarını olanca ağırlığıyla yüklenen, geçimini temin etme görevini de omuzlarına alan kimse demektir. Yani baba ve kocanındır dışarıda çalışıp ailenin geçimini temin etme sorumluluğu..Hanım aile reisi gibi dış işlerinde çalışarak ,geçim temin etme zorunda değildir.
Efendimiz (s.a.v.) Hazretleri, kızı Fatıma ile damadı Ali’yi evlendirdiği sırada, evin iç işlerini kızı Fatıma’ya, dış işlerini de damadı Ali’ye verirken: "Çeşmeden su getirmek, hamur yoğurup ekmek yapmak,evin temizliğini yapıp iç işlerini düzenlemek .. Fatıma’ya aittir. Dış işleri de Ali’nin sorumluluğundadır" tavsiyesinde bulunmuştur.
Bununla beraber, bey ev işlerine de yardım edebileceği gibi,hanımın da dış ilerinde beye destek olması da caiz görülmüştür . Nitekim Efendimiz(s.a.v.) Hazretleri ev işlerinde ailesine yardım etmiş, hatta evdeki bu yardımın ümmetine de sünnet olduğu kitaplarımızda ifadesini de bulmuştur.

Evet, İslam’ın aile anlayışındaki ölçü aşağı yukarı böyledir:
Bey evin dış işlerini ve ihtiyaçlarını karşılamalı, hanım da iç işlerini ve hizmetlerini görmelidir. Aralarında yardımlaşma her zaman mümkündür.
Ancak hanım dış işte çalışma zaruretini duyarsa, bunun şartlarını beyiyle konuşup birlikte karar vermeli, çalışma mekan ve şartları müsait değilse bunda ısrarcı olmamalı, ailenin mutluluğunu en başta tutmalıdır “Erkek, kadın, inanmış olarak kim iyi iş işlerse ona hoş bir hayat yaşatacağız”.. (Nahl Suresi, 97)
“Ben sizden erkek ya da kadın olsun çalışan hiç kimsenin amelini zayi etmeyeceğim. Hep birbirinizdensiniz”. (Al-i İmran Suresi, 95)

dervis *

Misafir

3

Monday, January 23rd 2012, 6:49pm

Yüce Allah kainatta her şeyi erkekli ve dişili olarak çift yaratmıştır. Konuyla ilgili ayeti-i kerimede: وَمِنْ كُلِّ شَىْءٍ خَلَقْنَا زَوْجَيْنِ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ “Düşünüp ibret alasınız diye her şeyden (erkekli-dişili) iki eş yarattık.” buyurulmaktadır (Zariyat, 51/49). İnsan da aynı kanun gereği çift olarak erkekli ve dişili yaratılmıştır. İlk insan ve ilk peygamber Adem (a.s.)ı, topraktan yaratan Cenab-ı Hak ondan da eşi Havva validemizi yaratmıştır. Bu konuda da Kur’an'da: …هُوَ الَّذى خَلَقَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ وَجَعَلَ مِنْهَا زَوْجَهَا لِيَسْكُنَ اِلَيْهَا “Allah sizi bir tek nefisten yaratan ve kendisi ile huzur bulsun diye eşini de ondan var edendir”buyurulmaktadır (A’raf 7/189). İnsan neslinin devamını ve meşru bir şekilde çoğalmasını sağlamak için nikahla evlenme emredilmiş; fıtrata ve ahlaka aykırı; nesle, nefse ve sosyal hayata zararlı olan zina ve fuhuş haram kılınmıştır. Ana babaya, velilere evlenme çağına giren bekarların evlendirilmelerini emreden Yüce Allah Kur’an’da şöyle buyurmaktadır: وَاَنْكِحُوا الْاَيَامى مِنْكُمْ وَالصَّالِحينَ مِنْ عِبَادِكُمْ وَاِمَائِكُمْ اِنْ يَكُونُوا فُقَرَاءَ يُغْنِهِمُ اللّهُ مِنْ فَضْلِه وَاللّهُ وَاسِعٌ عَليمٌ “Sizden bekar olanları, kölelerinizden ve cariyelerinizden durumu uygun olanları evlendirin. Eğer bunlar yoksul iseler, Allah onları lütfuyla zenginleştirir. Allah lütfu geniş olandır”(Nur: 24/32) konuyla ilgili bir başka ayet ise şöyledir: وَمِنْ ايَاتِه اَنْ خَلَقَ لَكُمْ مِنْ اَنْفُسِكُمْ اَزْوَاجًا لِتَسْكُنُوا اِلَيْهَا وَجَعَلَ بَيْنَكُمْ مَوَدَّةً وَرَحْمَةً اِنَّ فى ذلِكَ لَايَاتٍ لِقَوْمٍ “Kendileriyle huzur bulasınız diye size kendi (cinsi)nizden eşler yaratması ve aranıza bir sevgi ve merhamet vermesi de O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir”(Rum 30/21). Yüce Allah kadına da, erkeğe de eşler olarak aralarında karşılıklı bir sevgi, merhamet ve acıma duygusu vermiştir. Evlenmeyi emreden Yüce Allah, evliliğin zorluklarına tahammülü zevk haline getirerek sevgiyi ve merhameti de yaratmış, eşlere böylece hayatı yaşanır hale getirmiştir. İnsan olarak yaratılma, Allah’a karşı sorumlu olma bakımından kadınla erkek arasında fark gözetmeyen İslam kadına annelik, erkeğe de babalık görevi vermiş ve aile düzenini yürümezi için eşlere yüklenen fonksiyonları bizatihi bir üstünlük sebebi olmadığını, üstünlüğün takvada olduğunu bildirmiştir. Şu ayet-i Kerimede verilen mesaj konumuzu da kapsamına almaktadır. يَا اَيُّهَا النَّاسُ اِنَّا خَلَقْنَاكُمْ مِنْ ذَكَرٍ وَاُنْثى وَجَعَلْنَاكُمْ شُعُوبًا وَقَبَائِلَ لِتَعَارَفُوا اِنَّ اَكْرَمَكُمْ عِنْدَ اللّهِ اَتْقيكُمْ اِنَّ اللّهَ عَليمٌ خَبيرٌ “Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah katında en değerli ve en üstün olanınız, ona karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır”(Hücurat, 49/13). İnsanın yaratılışı itibariyle eşe ihtiyacı vardır. İnsanın sıcak bir yuvaya, hayatını birlikte geçirileceği bir eşe, sahip olacakları çocuklara fıtrat gereği muhtaç olduğu açık bir gerçektir. Konuya bu açıdan baktığımızda, insanın bir eşe olan ihtiyacının sadece cinsel tatmin ihtiyacının giderilmesinden ibaret olmadığı anlaşılır. Evlilik bir hayat arkadaşlığıdır. Hayatın sayısız zorlukları, bu birlik sayesinde daha kolay aşılabilir. Eşlerin, zorlukları aşma mücadelesinde birbirlerine maddi ve manevi olarak destek ver yardım verdikleri oranda bu alandaki başarıları da artacaktır. TOPLUMUN TEMELİ AİLE, AİLENİN TEMELİ İSE EVLİLİK KURUMUDUR İnsanın insanca yaşayabilmesi için en uygun ortam şüphesiz toplumsal hayat ortamıdır. Toplumsal hayatın sağlam temellere dayanması için onun temelini oluşturan aile kurumunun varlığı kaçınılmazdır. Büyük bir fabrika, üretimini yaptığı bir ürünün her bir bölümünü, ayrı birimlerde üretir sonra bunları bir araya getirir. Alt birimlerde üretilen parçalar kalitesiz olursa ürünün bütünü de kalitesiz ve verimsiz olur. Tıpkı bunun gibi, toplumun yapı taşları olan aile sağlam temeller üzerine kurulu sağlam bir yapıya sahip olursa, toplumun bütünü de sağlıklı bir yapıya sahip olur. Ailenin sağlıklı olmasının ilk şartı, beraberliğin nikah esasına dayanmasıdır. Evlenmeyi teşvik eden, aile hayatının düzenli ve sağlıklı olarak yürümesi için köklü prensipler getiren ayeti kerimelerden başka Peygamberimiz (s.a.v.) de bir çok tavsiyelerde bulunmuştur. Cinsel ihtiyaç, özellikle genç yaşlarda baskındır. Bu ihtiyaçların yanlış ve gayri meşru yolarla giderilmemesi konusunda İslam Peygamberinin özel uyarılarda bulunduğunu ve çözüm yolları sunduğunu görüyoruz. Bir hadis-i şerifte Peygamberimiz, يا معشر الشباب، من استطاع الباءة فليتزوج، فإنه أغض للبصر وأحصن للفرج.. “Ey gençler sizden evlenmeye güç yetirenler evlensin. Zira evlilik gözü harama bakmaktan iffet ve namusu harama düşmekten daha çok korur” [2] buyurmuştur. Aile yuvası kurulması belli ölçüde ekonomik gücü de gerektirdiğinden, maddi gücü yeterli olmayanların, bu imkanı buluncaya kadar, cinsel ihtiyacı sınırlayıcı bir yol olarak orucu tavsiye etmiş olması ilgi çekicidir. Ancak, cinsel ihtiyacı kontrol altında bulunmanın yolu asla, evlilikten uzak durmak değildir. Esas olan evlenip aile yuvası kurmaktır. Bir başka hadisi şerifte, النكاح سنتي. فمن لم يعمل بسنتي فليس مني. وتزوجوا، فإني مكاثر بكم الأمم ... “Nikah benim sünnetimdir. Benim sünnetimle amel etmeyen benden değildir" Evleniniz, çoğalınız. Zira ben kıyamet günü sizin çokluğunuzla diğer ümmetlere karşı iftihar edeceğim...”[3]buyurulmuştur Konuyla ilgili gerek ayeti kerimeler ve gerekse hadisi şeriflerin temelde, evliliğin İslami esaslar gözetilerek oluşturulması ve evlilik sonucu doğacak çocukların İslami terbiye üzere yetiştirilmelerini de ana babaya görev olarak yüklemiştir. Aile hayatının korunması ve evliliğin devamı, eşlerin birbirlerine karşı saygılı, ölçülü davranmalarını öngörmüş, aile hayatını tehlikeye sokacak tutum ve davranışlardan da eşlerin kaçınmalarını tavsiye etmiştir. Evliliğin normal yürüyebilmesi için de evlilik öncesi eş seçiminden başlamak üzere, nişan, nikah, düğün gibi hususlarda gerekli tedbirlerin alınmasını öngörmüştür. EŞ SEÇİMİ Aile yuvasının verimli ve düzenli olması, kendisinde beklenen olumlu sonuçlara ulaştırabilmesi için bir takım temel kriterlerin mutlaka gözetilmesi gerekir. Bunların başında evlenme yasağı bulunan kimselerin dışındakilerden biri eş olarak seçmek şartı gelmektedir. Evlenecek kadın ve erkeğin evlenmelerinde dinen herhangi bir sakınca olmamalıdır. Evlenecek kimselerin bu engellerden biri ile karşı karşıya olup olmadıklarını iyice araştırmaları gerekir. Söz konusu evlilik engelleri, değişik bir ifade ile, kandileriyle evlenilmesi yasak olan kimseler ana hatları ile şöyle belirtilebilir: 1.Din farkı temel evlenme engellerindendir. Kur’an’da Yüce Allah, ولاتنكحوا المشركات حتى يؤمن “Müşrik kadınlarla iman edinceye kadar evlenmeyin.” buyurmaktadır (Bakara: 2/221).

Reklamcı

Misafir

Reklam


dervis *

Misafir

4

Monday, January 23rd 2012, 6:51pm

Yine, Müslüman bir kadının gayr-i müslimlerle evlenmesi de yasaktır. Zira az önce okuduğumuz ayetin devamında, ولاتنكحوا المشرينك حتى يؤمنوا "İman etmedikleri sürece Allah'a ortak koşan erkeklerle kadınlarınızı evlendirmeyin" (Bakara, 2/221) buyurulmaktadır. Ancak Müslüman erkeğin ehli kitap kadınlarla evlenmelerine cevaz verilmiştir (Maide, 5/5). 2. Müslüman olan kadınlardan evlenilmesi yasak olanlar da şu ayet-i kerime ile tespit edilmiştir. حُرِّمَتْ عَلَيْكُمْ اُمَّهَاتُكُمْ وَبَنَاتُكُمْ وَاَخَوَاتُكُمْ وَعَمَّاتُكُمْ وَخَالَاتُكُمْ وَبَنَاتُ الْاَخِ وَبَنَاتُ الْاُخْتِ وَاُمَّهَاتُكُمُ الّتى اَرْضَعْنَكُمْ وَاَخَوَاتُكُمْ مِنَ الرَّضَاعَةِ وَاُمَّهَاتُ نِسَائِكُمْ وَرَبَائِبُكُمُ الّتى فى حُجُورِكُمْ مِنْ نِسَائِكُمُ الّتى دَخَلْتُمْ بِهِنَّ فَاِنْ لَمْ تَكُونُوا دَخَلْتُمْ بِهِنَّ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ وَحَلَائِلُ اَبْنَائِكُمُ الَّذينَ مِنْ اَصْلَابِكُمْ وَاَنْ تَجْمَعُوا بَيْنَ “Şu kadınlarla evlenmeniz size haram kılındı: Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, kardeşlerinizin kızları, kız kardeşlerinizin kızları, sizi emziren süt anneleriniz, süt kardeşleriniz, karılarınızın anneleri, gerdeğe girdiğiniz kadınlarınızın yanında kalan üvey kızlarınız,-onlarla gerdeğe girmemişseniz size bir engel yoktur. Öz oğullarınızın eşleri ve iki kız kardeşi bir arada almanız…"(Nisa 4/23) Başkasını nikahı altında bulunan, yahut boşanmış olup iddet bekleyen bir kadınla da evlenilemez. Zira iddet bekleyen kadın hükmen nikahlı gibidir. Bir erkek üç kere boşadığı bir kadın ile bir daha evlenemez. Ancak bu kadın, normal şartlar altındabaşka bir erkekle evlenir ve ayrılırsa o zaman ilk koca ile evlenmesi mümkündür. Eş Seçiminde Dikkat Edilecek Hususlar Evlenme engeli dışında, evliliğin mutlu bir aile yuvası oluşturması ve sağlıklı şekilde devamı için, belli ölçülere dikkat etmek gerekir. Bu ölçüleri ana hatları ile Hz Peygamber (s.a.v.) şu hadisi ile ortaya koymaktadır: تُنْكَحُ الْمَرأةُ ﻷرْبَعِ خِصَالِ: لِمَالِهَا، وَلِحَسَبِهَا، وَلِجَمَالِهَا، وَلِدِينِهَا. فَأظْفَرْ بِذَاتِ الْدِّينِ، تَرِبَتْ يَدَاكَ “Kadın dört özelliğinden dolayı nikahlanır. Malından dolayı, Soyundan dolayı, güzelliğinden veya dindarlığından dolayı, eli bereketlenesice sen dindar olanını tercih et.”[4] Hadisi şerifte evlenecek eşlere yapılan tavsiyenin özü şudur: Dünya geçicidir, insan bugün zengin, yarın fakir olabilir. Allah katında kişiyi değerli yapan şey maddi zenginlik değildir. Her şey maddi imkandan ibaret değildir. Evlilik hayatının temellerinin atıldığı böylesine kritik bir noktada, ölçü olarak kabul edilen şeyler, iki dünya mutluluğuna da esas olacak şekilde belirlenmelidir. Eş olarak seçilecek olan kişi, sırf maddi imkanları yerinde değildir, diye reddedilmemelidir. Evlilik gibi ciddi bir kurumu oluşturma konusunda samimi duygularla işe başlanırınsa, bir takım güçlüklerin ortadan kaldırılmasında yardımcı olacaktır. Nitekim, girişte de zikrettiğimiz bir ayet-i kerimede; وانكحوا الايامى منكم والصالحين من عبادكم وامئكم ان يكونوا فقراء يغنهم الله من فضله والله واسع عليم "Sizden bekar olanları, kölelerinizde ve cariyelerinizden durumu uygun olanları evlendirin. Eğer bunlar yoksul iseler, Allah onları lütfuyla zenginleştirir. Allah lütfu geniş olandır hakkıyla bilendir." (Nûr,32) anlamındaki ayette bu konuya işaret edilmektedir Yine hadisin mesajından şunları da çıkarıyoruz: Kişinin soyunun sopunun iyi olması, her şeyden önce dine, ahlaka uygun, doğru, güzel ve asil davranışılar içinde olması halinde mümkün olur. Önemli olan kişinin davranışları ve yaşayışıdır. Seçilecek eşte asaletin gündeme getirilmesinden önce kişisel niteliklerin ön plana çıkarılması gerekir. Hz. Peygamber bu hadisi ile bize buyuruyor ki; güzellik denen şey nisbidir ve geçicidir. Geçici olan şeylerin, kalıcı olan şeyler karşısında, olmaları gereken yerde tutulmaları gerekir. Bu bakımdan güzellik eş seçiminde tek kriter olarak alınmamalıdır. Eş olarak seçilecek kimsenin maddi durumuna, güzelliğine, asalet durumuna bakılacaksa ve mutlaka bunlardan birini tercih etme durumu varsa, dindar olan eş adayının, güzel, zengin ya da soylu olana tercih edilmesi gerekir. Zira evlenmenin asıl maksatlardan biri de Allah'ın rızasına uygun bir hayat yaşama konusunda destek ve destekçi bulmak, gelecek nesillerin için de bu imkanların bulunduğu uygun ortamlar bırakmaktır. Dinin bu tavsiyelerinin dikkate alınmadığı evliliklerde, akla gelmedik sayısız problemler çıkmaktadır. Kulu yaratan Allah onun kuracağı yuvanın hangi şartlarda sağlıklı yürüyeceğini de bildirmiştir. الايعلم من خلق وهو اللطيف الخبير"Yaratan bilmez mi? O, en gizli şeyleri bilir, hakkıyla haberdardır," (Mülk,14) Evlenip yuva kurmanın sağladığı en büyük mutluluklardan biri de çocuklardır. Ancak vakti geldiğinde çocukların da mutlu yuvalar kurabilmeleri için, onların iyi bir insan, iyi birer mümin olarak yetiştirilmesi kaçınılmazdır. İşte bu noktada ebeveyne ve bilhassa özel konumu sebebi ile annenin üstleneceği rol çok önemlidir. Zira çocuğa asıl kişiliğini kazandıran, ilk eğitimini veren, ona kendinden bir şeyler katan annedir. Hadis-i şerifte kadının/annenin de dindar olması gereğine dikkat çekilmiş olması bu bakımdan da dikkat çekicidir. Kur'ân, sünnet ve güzel örflerimizin belirlediği ölçüler içinde eş seçmek ve aile yuvası kurmak için gerekli bilgilerle donanma için özel bir gayret de göstermek gerekir. Bu tür bilgilerin alınabileceği özel eserler okunmalı, bilenlere gerektiğinde danışmalıdır. Zira planlanan şey, hayat boyunca sürdürülecek bir beraberliktir. İş asla tesadüflere bırakılmamalı, aldatıcı ve geçici kriterler esas alınmamalıdır. EŞ SECİMİ SONRASI Eş seçimi yapıldıktan sonra karşılıklı karar ve karşılıklı anlaşma gerçekleşince, yörelere göre nişan uygulaması yapılır. Bu noktada şu konu çok önemlidir. Nikah yapılmadığı sürece nişanlılar evlenmiş sayılmazlar. Karşılıklı ilişkilerde dini ölçülerin gözetilmesi gerekir. Nişanlılık döneminde dînî nikah adı altında nikah kıyılmamalıdır. Zira, anlaşmazlık durumunda özellikle kız açısından sıkıntı ortaya çıkmaktadır. Nişan ve nikah törenleri yapılırken, israftan, gösterişten ve aileleri sıkıntıya sokacak davranışlardan, harcamalardan kaçınmak gerekir. Zira peygamberimiz: "خير النكاح أيسره" “Nikahın en hayırlısı, kolay ve külfetsiz olanıdır” [5] buyurmuştur.

dervis *

Misafir

5

Monday, January 23rd 2012, 6:51pm

Altından kalkılamayacak ağır şartlar ve masraflar ileri sürmek, evlenmeyi zorlaştırır. Cemiyeti ve evlenecek gençleri hem de ailelerini sıkıntıya sokar. Evlenmek kolaylaştırılmalı ve evleneceklere yardımcı olunmalıdır. Törenler sırasında dinimizin haram kıldığı tutum ve davranışlardan kaçınmalı, toplantı adabı konusunda İslami duyarlılıklar gözetilmelidir. Söz gelimi, yörenin örf ve adeti dine aykırı ise, bundan vaz geçilmelidir. Bu gibi durumlarda usulüce uyarıda bulunmak, ve "adetimiz böyledir" diye karşı çıkılır endişesine yer vermemelidir. Zira İslami bilinç bunu gerektirir. Ayet-i kerimede müminler hakkında; “… وَلَا يَخَافُونَ لَوْمَةَ لَائِمٍ…” “Onlar kınayanın kanamasından korkmazlar (aldırmazlar)” buyurulmuştur (Maide,5/54). Eşlerin karşılıklı hak ve sorumlulukları Bir aile yuvası çatısı altında buluşan esler, evlendikleri andan itibaren karşılıklı bir takım hak ve sorumluluklar altına girerler. Kur’anda Yüce Allah bu konuda şöyle buyurmaktadır: “وَلَهُنَّ مِثْلُ الَّذى عَلَيْهِنَّ بِالْمَعْرُوفِ وَلِلرِّجَالِ عَلَيْهِنَّ دَرَجَةٌ وَاللّهُ عَزيزٌ حَكيمٌ …” “... Erkeklerin kadınlar üzerindeki hakları gibi. Kadınların da erkekler üzerinde belli hakları vardır. Ancak erkekler bu haklarda kadınlara göre bir derece üstünlüğe sahiptirler. Allah azizdir. Hakimdir.”(Bakara 2/228) . Peygamber efendimiz de veda haccında karı koca haklarıyla ilgili şöyle buyurmuşlardır: أﻻ وإن لكُمْ على نسائكمْ حقاً، ولنسائكُمْ عليكم حقاً “(Ey erkekler) Sizin kadınlarınız üzerinde hakkınız olduğu gibi kadınlarınız da sizin üzerinizde hakları vardır.” [6] Bu hakların bir kısmı ortak ve karşılıklı riayet edilmesi gereken haklardır. Bir kısmı erkeğin hakları, bir kısmı da sadece kadına ait haklardır. Hemen belirtelim ki insan ve müslüman olmaktan dolayı gereken haklar zaten başta gelmektedir. Yani müslüman müslümanın din kardeşidir. Ona zulmetmez, ona yalan söylemez, hile yapmaz, haksızlık etmez, zarar vermez, kalbini kırmaz, onu incitmez, güler yüzle ve tatlı dille mukabele eder, saygısızlık yapmaz, sevinciyle sevinir, üzüntüsünü paylaşır. İhtiyacı olduğunda yardımına koşar. Bu İslami tavsiyelerin eşler arasında en ileri seviyede hayata geçirilmesi gerekir. Bu genel esasların yanında eşlerin karşılıklı özel hak ve görevlerini kısaca şöyle özetleyebiliriz: 1. Emanet: Eşler, birbirlerinden son derece emin olmalı ve birbirlerine güvenmelidirler. Birbirlerinden saklı gizli bir işleri olmamalıdır. Zira onlar hayatı paylaşan iki ortaktırlar. Ortaklar ne kadar dürüst olurlarsa Allah onlara yardım eder. Hilekarların ortağı şeytandır. İhlaslı, samimi ve dürüst olan birbirlerine hayır ve sabır tavsiyesinde bulunan, hayatın acı tatlı günlerinde destek olan eşler olmaları gerekmektedir. 2. Birbirlerine güven vermeleri gerekir. Birbirlerini şüpheye düşürecek söz ve davranışlardan kaçınmalıdırlar. 3. Karşılıklı sevgi ve saygı bulunmalıdır. Taraflardan birinin, diğerini saygı duymadığı, sevgi beslemediği evlilik, ya tuzsuz bir yemek gibi tat vermez, ya da günün birinde yıkılır. 4. Aile yuvasına karşılıklı iyi niyet ve iyi davranış hâkım olmalıdır. Yüce Allah Kur’anda: وَلَا تَنْسَوُا الْفَضْلَ بَيْنَكُمْ اِنَّ اللّهَ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصيرٌ… “Aranızda iyilik ve ihsanı unutmayın. Şüphesiz Allah yapmakta olduklarınızı hakkıyla görür” buyurmaktadır (Bakara 2/237). Eşlerin karşılıklı ortak haklarının dışında kadının erkeğe, erkeğin kadına karşı hakları da vardır. Kadının Kocası Üzerindeki Hakları a) Erkek, eşiyle iyi geçinmeli, sinirli, hırçın ve kırıcı olmamalıdır. Kur’anda: وَعَاشِرُوهُنَّ بِالْمَعْرُوفِ “Onlarla iyi geçinin”(Nisa: 4/19) buyurulmaktadır. Ayette, aile yuvasının devamını sağlayacak temel prensibi getirmektedir. Erkekler eşleri ile iyi geçinecekler, bunun için uygun ortamı hazırlayacaklardır. Eşin, mizacı, ruhi yapısı ve karakteri dikkate alınmalıdır. Erkek, her şeyden önce eşine bir insan olması açısından bakmalı, onun; aile yuvasının temelini oluşturan iki t emel unsurdan biri olduğu hatırından çıkarmamalıdır. “-Ey Allah'ın Elçisi! kadınların erkekler üzerindeki hakları nelerdir?” sorusuna; Peygamberimi (s.a.v.) ...أن يطعمها إذا طعم. وأن يكسوها إذ اكتسى. ولا يضرب الوجه. ولا يقبح. ولا يهجر إلا في البيت “Yediğinden yedirmesi, giydiğinden giydirmesi (kadının kocası üzerindeki hakkıdır.) Sakın (eşinin)yüzüne vurmasın, ona kötü muamelede bulunmasın, evin dışında onu terk etmesin”[7] cevabını vermiştir. b) Erkek, imkanları ölçüsünde, eşinin bilgi ve kültür düzeyinin yükselmesi için gayret sarf etmelidir. Özellikle dini konularda eşlerin kendilerine yeter hale gelmeleri önemlidir. Bunun gerçekleşmesi için günün şartlarına göre neler yapmak gerekiyorsa o yapılamalı, asla ihmalkar davranmamalıdır. İlim olmadan sâlih amel işlenemez, doğru karar verilemez. Dünya için de ahiret için de bilgi temel ihtiyaçtır. Bilgi, yanlış davranışa engel olur.. c) Erkek, eşini maddi ve manevi her türlü kötülüklere, olumsuzluklara, fesada karşı korumalı, ailenin şeref ve haysiyetini koruyucu tedbirleri almalıdır. Yüce Allah, يَا اَيُّهَا الَّذينَ امَنُوا قُوا اَنْفُسَكُمْ وَاَهْليكُمْ نَارًا وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ عَلَيْهَا مَلئِكَةٌ غِلَاظٌ شِدَادٌلَا يَعْصُونَ اللّهَ مَا اَمَرَهُمْ وَيَفْعَلُونَ مَا يُؤْمَرُونَ “Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun” buyurulmaktadır. (Tahrim : 66/6). İnsanın gerek kendini ve gerekse aile fertlerini ateşten koruması ancak onları bilgilendirmesiyle mümkündür. Erkek ailenin yöneticisi ve sorumlusudur. …اَلرِّجَالُ قَوَّامُونَ عَلَى النِّسَاءِ “Erkekler kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar..”(Nisa: 4/34) anlamındaki âyet ve .َالرَّجُلُ رَاع في أهْلِهِ، وَهُوَ مَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ.. ٍ"Kişi ailesinin koruyucusudur ve onlardan sorumludur”[8] anlamındaki hadis bu gerçeği beyan etmektedir. d) Erkek, aile fertleri arasında, yeme, içme, mesken, giyim, kuşam gibi her konuda ayrım yapmamalı, adil olmalıdır. Peygamber efendimiz (a.s.) bir hadisinde, خَيرُكُمْ خَيرُكُمْ ﻷهلِهِ، وأنَا خيرُكُمﻷﻫﻠﻲ “Sizin hayırlınız ailesi (eşi) için hayırlı olanınızdır. Ben ailem için hayırlıyım.” [9]buyurmuştur. e) Erkek hanımının gizli sırlarını ifşa etmemelidir. Zira eşlerin birbirlerine karşı emin, güvenilir kişiler olmaları gerekir. Sırrın ifşasını Peygamberimiz (a.s.), şer olarak nitelemiştir: إِنَّ مِنْ أَعْظَمِ اﻷمَانَةِ عِنْدَ اللّهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ الرَّجُلُ يُفْضِي إِلَى امْرَأﺗﻪ،وَالمرْأةُ تُفْضِي إِلَى زَوْجِهَا ثُمَّ يَنْشُرُ أَحَدُهُمَا سِرَّ صَاحِبِهِ "Şüphesiz ki Kıyamet günü, Allah'ın en çok ehemmiyet vereceği emanet, kadın-koca arasındaki emanettir. Kadınla koca birbiriyle içli dışlı olduktan sonra, hanımının sırlarını erkeğin etrafa yayması o gün en büyük ihanettir." [10] Kocanın Kadın Üzerindeki Hakları a) Allah’a isyana, günaha teşvik etmediği müddetçe kadın, kocasının meşru ve mubah olan istek ve arzularına riayet etmelidir. Yüce Allah, “…فَاِنْ اَطَعْنَكُمْ فَلَا تَبْغُوا عَلَيْهِنَّ سَبيلًا … “.....Eğer (o kadınlar size) itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın...” buyurmaktadır (Nisa: 4/34). b) Kadın kocasının şerefini, namusunu, malını ve çocuklarını korumakla görevli ve sorumludur. Bu konuda bir ayeti kerimede: …فَالصَّالِحَاتُ قَانِتَاتٌ حَافِظَاتٌ لِلْغَيْبِ بِمَا حَفِظَ اللّهُ … “....İyi kadınlar, itaatkardırlar. Allah’ın (kendilerini) koruması sayesinde onlarda gaybı korurlar...” buyurulmuştur (Nisa: 4/34) Ayet-i kerimedeki “gayb”, hanımından uzakta bulunan erkeğin namusu, malı ve her türlü hakları anlamındadır.Peygamber Efendimiz ; “Kadın kocasının evinin ve çocuklarının koruyucusudur.”[11] c) Kadın kocasının evinin muhafızı durumundadır. Gözünü mahremi olmayanlardan ve haramdan korur, elini, dilini kötü söz ve kötü işlerden korur. Kocasının akrabasına da iyi muamelede bulunur. Yüce Allah; قُلْ لِلْمُؤْمِنينَ يَغُضُّوا مِنْ اَبْصَارِهِمْ وَيَحْفَظُوا فُرُوجَهُمْ..." …” “Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar....” buyurmaktadır. (Nur, 24/31) Şu hadis-i şerif de aynı konuyu vurgulamaktadır: -قيل لرسول الله أي النساء خير قال التي تسره إذا نظر وتطيعه إذا أمر ولا تخالفه في نفسها ومالها بما يكره " Hz. Peygamber’e (s.a.v) “Hangi kadın daha hayırlıdır?” diye soruldu; o da:", Kocası yüzüne baktığı zaman onu sevindiren, emrettiği vakit itaat eden, yanında bulunmadığı vakit malını ve iffetini koruyandır" [12] cevabını vermiştir. Netice itibariyle, dinimizde evlenme emredilmiş, teşvik edilmiş, evlenmenin kolaylaştırılması tavsiyesi edilmiştir. Nişan nikah ve düğün törenlerinde gösteriş ve israftan kaçınılması tavsiye edilmiştir. Karı kocanın birbirlerine karşı hak ve sorumlulukları açıklanmış, bu kurallara uyulduğu takdirde sağlıklı bir aile yuvasının kurulup devam edeceği ortaya konmuştur. [1] Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi Yusuf ALTAŞ tarafından hazırlanmıştır. [2] Buhari, Nikah, 3, VI, 117; Müslim, Nikah 1, II, 1018. [3] Ibn Mâce, Nikâh, 1,I, 592. [4] Müslim, Rada 53, II, 1086. [5] Ebu Davud, Nikâh, 31. II, 591. [6] Tirmizî, Tefsir, 10. V, 274. [7] İbn Mace, Nikah 3, I, 594. [8] Buhârî, Ahkâm 1, VIII, 104. Nikâh 81, VI, 146; 90, VI, 151. Tirmizî, Cihâd 27, 1705, IV, 208; Ebû Dâvud, İmâret 1, III, 232. [9] İbn Mâce, Nikah, 50, I, 636. [10] Müslim, Nikâh 124, II, 1061. [11] Buhârî, Ahkâm 1, VIII, 104; Tirmizî, Cihâd 27, IV, 208; Ebû Dâvud, İmâret 1, III, 232. [12]Nesaî, Nikâh, 14, VI, 68.

Reklamcı

Misafir

Reklam


ZiNNuR

Moderatör

  • Konuyu başlatan "ZiNNuR"

Mesajlar: 1,057

Konum: ...gurbet gurbet gurbet...

Seviye: 41 [?]

Tecrübe: 2,436,554

Sonraki Seviye: 2,530,022

  • Özel mesaj gönder

6

Monday, January 23rd 2012, 10:41pm

Allah razı olsun cok istifade ettim hilkat bacım ve dervis kardes tesekkurederım paylasımlarınız icin
Ey insan Kafdağı kadar yüksekte olsan da kefene sığacak kadar küçüksün. Unutma her şeyin bir hesabı var; üzdüğün kadar üzülürsün



Nereye gittiğini bilen adama bütün dünya yol verir.