Kumar ve Zararları
Kumarda birinin veya birkaçının kaybedip bir diğerinin kazanması, insanda alın teriyle çalışıp kazanma azmini öl­dürür. Her gün kazanırım umuduyla insanı hazıra konma peşinde koşturur ve bu hayal ile bütün bir ömrü berbat eder. Sonunda düzensiz, disiplinsiz, azimsiz, gayretsiz bir hayat, bir hiç uğruna semeresiz, gayesiz noktalan­mış olur.
Oynayana kazanç veya zarar getiren her türlü şans oyunu kumardır. Kumar, haksız yere başkasının malını almak, bile bile ortaklaşa haksızlık yapmaktır. Kumar, toplumsal bir felâkettir. Dinin şiddetle yasakladığı bu yıkıcı kötülüğün pek çok aileyi sefil ve perişan ettiği her zaman görülmektedir. Hırsın verdiği heyecan ile sabahlara kadar kumar masalarından ayrılmayanlar, orada, sağlıklarını, servetlerini, ahlâklarını ve vakitlerini bırakarak insanlıktan uzaklaşır; bir gün kazananlar başka bir gün kaybederler. Kumarda kaybedilen parada çoluk- çocuğun, fakirlerin hakkı vardır. Kazanılan para da meşrû değildir. Kumar yaygınlaştıkça toplumsal zararlar artar. Çalışmanın yerini tembellik alır. İş hayatın da verim düşer. Kumar beraberinde içki, yalancılık, hırs, kin, intikam, cinayet gibi kötülükleri de getirir.
Kumar, aile hayatında düzensizliklere, anlaşmazlıklara, ihmallere sebep olur. Kumar yüzünden, dinini, namusunu, vatanını satan, her türlü kutsal değeri ayaklar altına alan pek çok kişi vardır. Kumar, içki gibi çok kısa bir zamanda alışkanlık haline gelir. Bir daha ondan kurtulmak çok zor olur. Bunun için içki ve kumar alışkanlığı çok tehlikeli alışkanlıklardandır.
Sonunda para kazanılan veya kaybedilen, zar, oyun kâğıtları, piyango, spor- toto, loto, müşterek bahis gibi her türlü şans oyunu kumardır. Bütün şans oyunları başlangıçta eğlenmek ve vakit geçirmek için oynanır. İnsan, kazandıkça kazanma zevki ve hırsı için oynar. Kaybettikçe, kayıplarını çıkarmak için yine oynar. Sonunda kumarbaz oluverir. Her şeyini kumarda kaybeden, nesi varsa satan ve kumara yatıran, bütün ömrü sefalet içinde geçen, karısını ve çocuklarını mahveden kumarbazların, başlangıçta kumara bir eğlence sözü ile baktıkları unutulmamalıdır. Bütün bunlardan sonra kumarın haram kılınışının hikmetlerini kısaca şöyle ifade edebiliriz:
a) Müslüman, hayat ve kazancı şansa ve tesadüfe değil, aldığı tedbirler ve verdiği emeğin sonucuna bağlamalıdır.
b) Başkasının malı haramdır; bunu almanın yolu ya çeşitli şekilleriyle mübâdele veya bağış vesairedir; kumar haksız kazanç yoludur.
c) Kaybeden verdiğine razı görünse bile, kalbinden müteessir bulunduğu ve kazanana kin, düşmanlık duyduğu şüphesizdir.
d) Kaybeden kazanmak, kazanan bu zevki yeniden tatmak için tekrar oynarlar ve bu hal giderek alışkanlık kazandırır, kişiyi kumarcı yapar.
e) Kumar ibadetlere engel olur.
f) Kumarın zararı fertlerde kalmaz, topluma sirayet eder; üretime katılmayan, işsiz, güçsüz, kumar oynamakla vakit öldüren kimselerin çoğalmasına sebep olur.
Sosyal bir afet olan kumardan sakınmak kadar çevremizdeki insanları özellikle aile fertlerimizi de bundan koruma önemli bir görevdir. Kur’an-ı Kerim’de aile bireylerinin zararlı kötü işlerden sakındırılıp, Allah (c.c.) ve Resûlü (s.a.v.)’nün istediği bir yaşantı için eğitilmesi görevi aile reislerine verilmektedir: “Ey İman edenler! Yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden kendinizi ve ailenizi koruyun. Ateşin başında sert ve şiddetli, Allah emrine karşı gelmeyen, verilen emirleri olduğu gibi yerine getiren melekler vardır.” [5]
Netice olarak kumarın taraflar arasında kin, nefret ve düşmanlığa yol açması kaçınılmazdır. Bunlar yanında, kumarın sebep olacağı toplumsal yaralar, doğuracağı facialar gün gibi açıktır. Dolayısıyla müslümanın kumar oynamayı düşünmesi bir tarafa yanından bile geçmemelidir.
Tavla, satranç, dama, iskambil, tenis ve bilardo gibi oyunların hepsi kumar amacıyla oynandığı ve bunlarla kazanç elde etmek istendiği takdirde, kumar hükmünde olduklarında şüphe yoktur. Hz. Peygamber (s.a.v.)’in tavlayı yasaklayan çeşitli hadisleri vardır: “Tavla oynayan, Allah’a ve Resûlüne âsî olmuştur” [6]
“Tavla oynayıp, sonra kalkarak namaz kılanın durumu, irin ve domuz kanı ile abdest alıp, kalkarak namaz kılanın durumuna benzer” [7]
İslam hukukçularının çoğunluğu bu hadislerdeki genel yasaklamaya bakarak, kumar amacı olsun veya olmasın tavlanın caiz olmadığını söylemişlerdir. İskambil ve domino oyunları da tavla ile aynı niteliktedir. İbn el-Müseyyeb ve bazı bilginler ise, kumar amacı dışında tavla oynamanın haram olmadığı kanaatindedir. Sonuç olarak, kumara bulaştırılmadığı, gerek Allah (c.c.)’a gerek aile ve topluma karşı görevler aksatılmadığı, o sırada daha önemli ve gerekli bir şey ihmal edilmediği sürece tavla oynanmasında dinen bir sakınca olmadığı söylenebilir.
Satranç konusunda ise şunlar söylenebilir; Arapça aslı ‘satranç’ olan ve Türkçe’ye de ‘satranç’ olarak geçen oyunun daha ziyade sahabe döneminde ortaya çıktığı söylenmektedir. Bu konuda sahabeden değişik görüşler nakledilmektedir. Mesela Hz. Ali (r.a.), ‘Satranç, Acemlerin meysiridir.’ [8] demiştir. Sahabe ve tabiîn bilginleri ile daha sonrakiler satrançla ilgili üç görüş öne sürmüşlerdir: Abdullah b. Abbas, Ebu Hureyre, İbn Şirîn, Hişam b. Urve, Saîd b. El- müseyyeb, Saîd b. El- Cübeyr (r.a.) gibi sahabe ve tabiîn bilginlerine göre satranç oynamak mübahtır. Ebu Hanife, Mâlik ve Ahmet b. Hanbel’e göre ise haramdır. Buna karşılık Şafii, kavramayı keskinleştirmesi, muhakemeyi güçlendirmesi, savaş taktiklerine ve hilelerine alıştırması itibariyle eğitici olduğunu ve bu yönüyle atıcılık ve biniciliğe benzediğini ileri sürerek satranç oynamaya ruhsat vermiştir. Satrancın bir şans oyunundan çok, bir zekâ oyunu ve beyin sporu özelliği dikkate alınarak, bir de hakkında kesin bir yasaklama hükmünün bulunmadığına bakılarak bir sonuca ulaşılmıştır. Ancak sahabenin bunu tavlaya kıyas ettiği anlaşılmaktadır. Nitekim, Abdullah b. Ömer’den şöyle dediği nakledilir: ‘Satranç tavladan daha kötüdür.’ Hz. Ali (r.a.)’nin onu, kumar türünden saydığı belirtilir. [9]
Diğer yandan Yahya b. Said’in, İmam Malik’ten şu sözleri işittiği nakledilir: ‘Satrançta hayır yoktur, satranç ve onun dışındaki diğer batıl kumar oyunlarını oynamak çirkindir.’ [10]
İmam Malik bunları söylerken şu ayeti okuyordu: “Hakk’ın dışında sapıklıktan başka ne vardır.” [11]
Dama da satranç benzeri bir oyundur. Tenis ve bilardo oyunlarında ise spor hâkimdir. Meşru olmayan başka unsurlar eklenmediği takdirde mübah olmaları gerekir. Sonuç olarak, kumar amacı olmaksızın dinlenmek, eğlenmek ve zevk için oynanılan oyunların da mübah olabilmesi için dört şart öngörülmüştür. Buna göre oyun;
a) Namazın geçmesine ya da gecikmesine yol açmamalı.
b) Hiçbir menfaat beklememeli.
c) Oyun sırasında dilini kötü ve boş şeylerden korumalı.
d) Normal eğlenme ve dinlenme ölçülerini aşarak vakit israfına yol açmamalıdır.
Günümüzde insanların elindeki para ve diğer varlıklarını ellerinden almak için elektronik kumar makineleri geliştirilmiş ve bunlar için özel kumarhaneler kurulmuştur. Buralara gidip bu makinelerle kumar oynayanlar da aynı tuzaklara düşmekte ve bütün servetlerini bunlara kaptırmaktadırlar.
Kumar Hastalığından Kurtuluş Yolu
Kumar oynayan insan özetle şunu düşünmelidir: Kumar oynamak, dine, ahlâka, ilme ve fazilete ihanettir. Çalışma azmini yitirmek, tembelliğe boyun eğmektir. Ailenin, toplumun ve Allah (c.c.)’ın hakkını ödememektir. Kendini insanlık şeref ve onurundan aşağıya çekmektir. Rahmet meleklerinden uzaklaşmak ve nefis ve şeytanla kucaklaşmaktır. Dünya mutluluğunu ve ahiret saadetini şuursuzca yitirmek ve böylece boş bir umut peşinde çok kıymetli olan bir ömrü yok etmektir.
Bu kadar kötü bir alışkanlığa kapılmamak veya kapılmış ise ondan derhal kurtulmak için Müslüman elinden gelen bütün gayreti göstermelidir. Bu durumda olduğunu bildiği kardeşlerini de kurtarmak için aynı şekilde çalışmalıdır.
[1] Hak Dini Kur’an Dili, Elmalılı Hamdi Yazır.
[2] Maide sûresi, 5/90.
[3] Fî Zilali’l-Kur’an, Seyyid Kutup.
[4] Maide sûresi, 5/91.
[5] Tahrim sûresi, 66/6.
[6] Ebu Davud, Edeb. 56; İbn Mace, Edeb, 43.
[7] Ahmed Bin Hanbel, V, 370.
[8] Şevkani, Neylü’l-evtar, VIII, 95.
[9] İbn Kesir, Tefsiru’l-Kur’ani’l-Azim, İstanbul, 1985.
[10] İmam Malik, Muvatta, Riya, 7.
[11] Yunus sûresi, 10/32.
Karşılığında para mal vs maddiyatl olamayan oyunlarda bile vakit kaybı ki dinimizde zaman çok önemli sen vaktini harcadığın şeyden hesaba çekileceksin şuda zamane var hanımları daha çok sosyal sayfalarda örnek feyste bi sürü oyun felan oynuyo bay bayan demeden karşılıklı okeyler sonucu nereye gideceğini az çok tahmin edebiliriz aslında dini ve edebi konuda hiç bir ilmimizde yok demiyoruz desek çarpılırız kesin ancak ve ancak ALLAHTAN akıl sahipleri korkar akıllı insanda dinini öğrenir öğretir yaşar yaşatır bildiğimiz halde hergün ezan sesini duyan ama namaza kalkmayan vurdum duymaz bir toplumuz ALLAH akibetimizi güzel eylesin inş