Allah C.C.huuu insanı kendi bilinmekliğini istediği için yaratmıştır.Cehennemden çıkmak olarak nefsten ve onun zülmünden çıkmak ve nitelendirebiliyor olabilirmisiniz acaba .. Gerçektende nefs ve onun istekleri buyruğundan çıkamadığınız sürece cehennemden farklı değil.
Allahı görmek, önce sıfatlarını görmekle başlar.Herbir yaratılmışta,ondan bir parça olan yaratılmışlarda hakkın türlü esmaları tecelli eder.Cemal sıfati,Celal sıfatı,kayyum sıfatı,müntekim sıfatı..Her türlü yaratılmışı yaradılandan ötürü sevmekle devam eder.. Sevdikçe sevilirsiniz.Bir süre sonra onunda sizi sevdiğini hoş fark edişler,tesadüf görünümünde tecelliler yaşayarak hissedersiniz..
Allahı görmek,kişinin nefsini padişah bilmekten çıkıp, arayışa girmekle başlar.Kim arar ,yola bırakılmış hoş ipuçlarını masaldaki ekmek kırıntıları gibi takip eder,ısrarla,şevkle ve aşkla ; o rabbini rabbinin izniyle bulur..kimki onu her daim hatırlar,her yerde mucizelerini fark eder,zikreder.Nereden geldiğini ve nereye gitmekte olduğunu unutmaz o Alllahı görür.. Görmek ki o da bir nasip,ve istihkak işidir. Allah cümlemizin nasibini arttırıp kendine kavuştursun inşaallah… Aşk ile huuu
(Ruhu Bütün)
Nereye dönerseniz Allah’ın Yüzü oradadır… (Bakara 115)
O, ilk ve sondur; görünen ve görünmeyendir… (Hadid 3)
Kendinizde (?) hâlâ görmüyor musunuz? (Zariyat 21)
Bu ayetlerde ki görünme ve görme konusu çok tartışılmıştır. Burada ki ayetleri fiziksel manada bir görme gibi anlamak çok sığ bir yaklaşım olur. Çünkü böyle bir şey mümkün değildir. Görenle görünen Bir´dir. Çokluk ve çeşitlilik yalnızca zihindedir. Nitekim başka bir ayette konuya şöyle açıklık getirilmiştir.
O’nu gözler algılayamaz, O ise bütün gözleri algılar. O öyle latif ve öyle her şeyden haberdardır. (Enam 103)
Kulu Muhammed’i geceleyin, Mescid-i Haram’dan kendisine bazı âyetlerimizi gösterelim diye, etrafını mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah, her türlü noksan sıfatlardan münezzehtir. Gerçek şu ki; O´dur işiten, gören. (İsra 1)
Her ayette olduğu gibi bu ayette de gizli bir sır var ”ayetlerimizi gösterelim” sözünden sonra ayetin sonundaki vurgu, ayetleri gerçekte kimin gördüğünün vurgusu. “Gerçek şu ki; O´dur işiten, gören.” (İsra 1) Gerçekle Yüzleşmek kitabından alıntı